son dakika

UZMAN VAİZ MURAT NERGİZİN  KALEMİNDEN  ÂŞURE GÜNÜ VE ORUCUNUN FAZİLETİ

Ağustos 25, 2020 | by kanal56
UZMAN VAİZ MURAT NERGİZİN  KALEMİNDEN     ÂŞURE GÜNÜ VE ORUCUNUN FAZİLETİ
din
0

Cenâb-ı Allah katında bazı gün, gece ve hatta saatlerin ayrı bir fazileti vardır. Bunlardan biri de Âşure günüdür. Buhârî ve Müslim, İbn-i Abbas’tan (r.a.) şöyle rivâyet etmişlerdir: “Resûlullah (s.a.v.) Medineye geldiğinde yahudileri Âşure gününde oruçlu buldu. Resûlullah (s.a.v.) Onlara “ Oruç tuttuğunuz bu gün nedir? ”diye sordu. Dediler ki: büyük bir gündür. Allah (c.c.) Bu günde Musa (a.s.) ve kavmini kurtarmış, Firavun ve kavmini denizde boğmuştur. Musa (a.s.) şükür olarak bu günü oruç tuttu, biz de bu günü oruç tutuyoruz. Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: biz Musa’ya sizden daha yakınız, Resûlullah (s.a.v.) O günü oruç tuttu, sahabeye de bu orucu tutmalarını emretti.

Müslim, Katâde’den (r.a.) şöyle rivâyet etmiştir:

سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ عَنْ صِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: يُكْفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ

“Resûlullah (s.a.v.)’e âşure orucu soruldu. Buyurdular ki: “Geçen yılın günahlarına keffaret olur.”

Beyhakî, şöyle rivâyet etmiştir:

صُومُوا التَّاسِعَ وَالْعَاشِرَ وَلَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ

“Zilhiccenin dokuncu ve onuncu günlerini oruç tutunuz. Yahudilere benzemeyiniz.”
İmam Şâfii (r.a) âşure günüyle beraber onun bir gün öncesinin ve bir gün sonrasının da orucunun sünnet olduğunu bizlere bildirmiştir. (İanetu’t talibin c: 2 s:514)

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَخَالِفُوا الْيَهُودَ وَصُومُوا يَوْماً قَبْلَهُ وَيَوْماً بَعْدَهُ

“Âşure gününün orucunu tutunuz. Yahudilere muhalefet ediniz. Âşure gününden bir gün öncesini ve bir sonrasını oruç tutunuz.” (Ahmet-Müsned.)
önceki âlimlerden biri rüyada görüldü durumu soruldu, dedi ki: âşure gününün orucundan dolayı altmış yıllık günahlarım affedildi.”

Yâfiî ve Nâşiri idah kitabında anlatmışlar ki: Âşure hakkında gelen garip haberlerden biri; vahşi ve zehirli (haşereler) hayvanların bu günde oruç tutmalarıdır.
Feth b. Müşrif anlatmıştır. “karıncalara her gün ekmek ufalıyordum. Âşure günü olunca onu yemiyorlardı.”

Ebu Musa el-Medeni, Abdullah b. Ömer (r.a.)’tan rivâyet etmiştir:
مَنْ صَامَ عَاشُورَاءَ فَكَأَنَّمَا صَامَ السَّنَةَ وَمَنْ تَصَدَّقَ فِيهِ كَانَ كَصَدَقَةِ السَّنَةِ

“Kim Âşure günü oruç tutarsa, bütün yılı oruç tutmuş gibi olur. Kim de Âşure gününde sadaka verirse bütün yıl sadaka vermiş gibi olur.”
Taberânî ve Beyhakî, ebu Saîd (r.a.)’tan rivâyet etmişlerdir:

مَنْ وَسَّعَ عَلَى عِيَالِهِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَسَّعَ اللهُ عَلَيْهِ في سَنَتِهِ كُلِّهَا

“Kim Âşure günü ailesine bollukta sağlarsa, Allah (c.c.) bütün yılı ona bollaştırır.”
Süfyan b. Uyeyne demiştir ki: bu hadisi elli veya altmış yıl denedik, öyle bulduk.
Yâfiî anlatmıştır: rey kentinde zengin bir kadı (hâkim) vardı. Âşure gününde bir fakir yanına geldi. Ona dedi ki: Allah kâdı’yı aziz kılsın. Ben çoluk çocuk sahibi fakir adamım. Bugünün hürmeti için size geldim. Sekiz kg ekmek, beş kg et ve iki dirhem para istiyorum. Kadı öğleden sonraya söz verdi. Öğleden sonra gitti, ona ikindiye söz verdi. İkindi vakti gidince kâdı ona bir şey vermedi. Fakir kalbi kırık olarak gitti. Evinin önünde oturan bir hristayana uğradı. Hristayana : “bugünün hürmetine bana bir şey ver.” Dedi. Hristiyan “bugün nedir?” dedi. Fakir bugünün özelliklerinden bazılarını anlattı. Hristiyan “ sen büyük bir şeye yemin ettin. İhtiyacını söyle” dedi. Fakir; ekmek, et ve iki dirhemi zikretti. Hristiyan ona isteklerinin on katını verdi. “ bunlar senin ve ailenindir. Ben hayatta olduğum müddetçe bugünün hürmetine her ay bunlar sana ve ailene verilecek dedi. Fakir evine gitti. Gece olunca kâdı uyudu. Bir ses işitti. Başını “kaldır” denildi. Başını kaldırdı. Altın ve gümüş tuğlalardan yapılmış bir saray ve dışı içten görünen kırmızı yâkuttan yapılmış başka bir saray gördü. “rabbim bu iki saray kimlerin?” Dedi. Ona denildi ki: “bu iki saray o fakirin ihtiyacını karşılasaydın senindi. Onu boş çevirince falanca hristiyanın oldu.” Kâdı korku içinde uyandı, feryat figan ediyordu. O hristiyanın yanına gitti.“ dün hangi hayrı işledin?” Dedi. Hristiyan “niye soruyorsun?” Dedi. Kâdı rüyayı anlattı. “ fakire yaptığın iyiliği yüz bin dirheme bana sat.” Dedi. Hristiyan dedi ki: eEy kâdı her kabul edilen şey pahalıdır. Dünya dolusu şeyle bile satmam. İki saray hususunda bana cimrilik mi ediyorsun? Dedi. Hristiyan üzerindeki haçı atıp “şehâdet kelimesini “ Eşhedu ellê ilêhe illallâh ve eşhedu enne muhammeder resûlullâh” ve “muhammed (s.a.v.) ‘in dini haktır” diye söyleyip şehâdet getirdi.

İnsanların âşure gününde yaptıkları yıkanma, yeni elbise giyinme, sürme çekme, güzel koku sürme, kına yakma, hububat ile yemek pişirme, rekâtlarla namaz kılma zemmedilmiş bid’atlerdir. Sünnet olan, bunların terk edilmesidir. Çünkü bunları ne peygamber (s.a.v.) Ve ashabı ne de dört büyük imamdan biri ve diğerleri yapmamıştır. Rivâyet edilen hadisler yalan ve mevzû hadislerdir. Çoğu memleketlerde yılın bilinen gecelerinde çok kandil, mum yakmak gibi yapılan şeylerde hoş görülmeyen kötü bid’atlerdir.

Allah (c.c.) Bizleri faziletleri kazanmaya ve rezaletlerden uzak durmaya muvaffak kılsın.” Âmîn

Paylaş

Comments are closed.