reklam
reklam
DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
SON DAKİKA
Reklam

Türkiye Kamu-Sen’den Maaşlara Tepki

Son Güncelleme :

14 Ocak 2026 - 15:57

reklam
Türkiye Kamu-Sen’den Maaşlara Tepki
reklam

Türkiye Kamu-Sen Siirt İl Başkanlığı, düşük maaşlara tepki gösterdi.

İl Başkanı Cengiz Özbilici, hizmet binası önünde yaptığı basın açıklamasında refah payı verilmesini ve yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep etti.

2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, memur ve emeklilerin maaş artışlarının gerçek hayat şartları karşısında ne denli yetersiz kaldığı bir kez daha net biçimde ortaya çıkmıştır. Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu %30,89 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde %22,5 seviyesinde kalmıştır.

Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir. Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum hâline gelmiştir. Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır.

Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon Farklı Zam Değildir. Zam, maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir. Son yıllarda maaş artışlarının sürekli olarak enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır. Bugün gelinen noktada memur maaşları adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiyle belirlenmektedir.

Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarındaki artışlar nedeniyle de alım gücü açısından ciddi biçimde gerilediğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez.

2025 yılı için bordrolarda, oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte %18,6; taban aylığa brüt 1.000 TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammı öngörülmektedir. Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar bir memurun maaşı %22,4 artarak 47.500 TL’den 58.200 TL’ye yükselecektir. Ortalama memur maaşı ise %22 oranında artacak ve yaklaşık 52.500 TL’den 64.100 TL’ye çıkacaktır. Yani en düşük memura 10.700 TL, ortalama bir memura ise 11.600 TL artış yapılacaktır.

Bu rakamlarla memurlarımızın altı ay geçinmesi beklenecektir. Ancak bu tutarlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı yaklaşık 100 bin TL iken, ortalama memur maaşı 64 bin TL civarındadır. Bu gelirle bir memurun ay sonunu getirmesi mümkün değildir.

Bir yanda ağırlaşan hayat şartları, diğer yanda hızla eriyen ücretler kamu çalışanlarını ve emeklileri ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklemektedir. Emeklilik sistemi 2008 öncesi ve sonrası olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Ek ödeme, ilave ek ödeme, fazla mesai ve ek ders gibi unsurlar emeklilik hesabına dâhil edilmediği için görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağ kopmuştur.

Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, emeklilik sistemini kökünden sarsmış; görev aylığı ile emekli maaşı dengesini bozmuştur. En düşük memur emeklisi aylığı, asgari ücretin dahi altına düşmüştür. Eskiden “mezarda emeklilik” eleştirisi yapılan sistemde, bugün memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalmaktadır.

Bütçeye baktığımızda gelirlerin neredeyse tamamının vergilerden karşılandığını görmekteyiz. Yani yalnızca düşük maaş politikasıyla değil, vergi politikasıyla da çalışanın sırtına yük binmektedir. Gelir vergisi dilimlerinin memur maaş artışlarının gerisinde kalması nedeniyle, ödenen vergi miktarı yapılan zammı aşar hâle gelmiştir. Bu nedenle gelir vergisi dilimlerinin ekonomik gerçeklere uygun biçimde yükseltilmesi ve ücretliler açısından gelir vergisi oranının %15 seviyesinde sabitlenmesi gerekmektedir.

Vergi yükünün dar ve sabit gelirlilerin omuzlarına yıkıldığı, enflasyon hedeflerinin tutmadığı bir tabloda maaşların bu seviyelerde tutulması kabul edilemez. Eğer 2026 yılı için memur ve emekliler lehine bir revizyon yapılmazsa, gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da derinleşecektir. Bu nedenle maaşlar hedeflenen değil, gerçekleşen rakamlar üzerinden değerlendirilmelidir.

İdareci sınıfındaki personelin, akademisyenlerin ve öğretmenlerin durumları iyileştirilmelidir. Ayrıca kamuda görev yapan mühendis, avukat, biyolog, kimyager, veteriner hekim, bilişim uzmanı gibi yükseköğrenim mezunu personelin de görevleriyle orantılı mali ve özlük haklara kavuşturulması gerekmektedir.

Son yıllarda uygulanan ücret politikaları nedeniyle kamuda ücret adaleti büyük zarar görmüş, aynı işi yapan ancak statüleri farklı olan çalışanlar arasında ciddi ücret uçurumları oluşmuştur. Bu nedenle statü farklılıklarından kaynaklanan ücret eşitsizlikleri giderilmeli, yatay ve dikey ücret dengesi kurularak adaletli bir ücret sistemi oluşturulmalıdır.

Ekonomik şartlar memur ve emeklileri zorlarken, güvencesiz istihdam modelleri de kamu çalışanları için tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Özellikle PTT başta olmak üzere bazı kurumlarda uygulanan İHS modeli ile tüm memurlar için geçerli hâle getirilen 3+1 sözleşmeli istihdam ve çok başlı yapı, çalışanların geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir. Biz kamuda güvenceye ve kadroya dayalı, tek tip bir istihdam modeli istiyoruz.

Biz diyoruz ki; nimette de külfette de adalet olsun. Statü farkından kaynaklanan adaletsizlikler son bulsun. Maaş zamları piyasa gerçekleriyle örtüşsün. Pasta büyüyorsa payımız da büyüsün. Memurun ve emeklinin yüzü gülsün.

Ekonomideki olumsuzlukları memura ve emekliye yüklemek, toplumu enflasyona kurban etmektir. Sürekli fakirleşen bir millet gelişemez, ilerleyemez. Bu maaş politikasıyla kamu, memuruna ve emeklisine sürekli borçlanmaktadır. Milletten hangi oranda alınıyorsa, çalışanlara ve emeklilere de o oranda zam verilmelidir.

Verilen sözlere uygun olarak ilave ek ödemenin ve tüm ödemelerin emekli aylığına yansıtılması sağlanmalıdır. Adalet içermeyen bir vergi sistemi ve hakkaniyete dayanmayan bir maaş düzeni refah getiremez. Memuru ve emeklisi mutlu olmayan bir ülkenin mutlu olması mümkün değildir.

Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez. Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz. Alım gücü sürekli düşerken, bizden daha fazla fedakârlık beklenmemelidir. Memur, milli gelire yaptığı katkının ve alın terinin karşılığını istemektedir.

Bizler milletimiz ve devletimiz için her türlü fedakârlığı yaparız. Ancak bu fedakârlık, adil ve eşit dağıtıldığında anlam kazanır. Fedakârlık yapanların sırtına basarak yükselenlerin olduğu yerde, refahın kimlere gideceği de bellidir.

Türkiye Kamu-Sen Siirt İl Başkanlığı olarak; memur ve emekli maaşlarına ek artış yapılmasını, bu artışın refah payı ile desteklenerek gerçek anlamda bir zam hâline getirilmesini talep ediyoruz. Ek zam ve refah payının kalıcı bir biçimde düzenlenmesini istiyoruz.

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
onwincasibomcasibommarsbahismarsbahiscasibomCasibomcasibom