
Medrese âlimi Mehmet Fatih Karanfil, zekâtın günümüzde çoğu zaman sadece açlığı gidermeye hizmet ettiğini, oysa gerçek amacının fakiri iş sahibi yapmak olduğunu belirtti.
Günümüzde zekât, pek çok kişi tarafından yalnızca açlığı gidermeye yönelik bir yardım olarak algılanmaktadır. Oysa tarih boyunca İslam’ın temel amacı, fakiri sadece hayatta tutmak değil, onu iş sahibi yapacak şekilde desteklemekti. Osmanlı döneminde zekât, fakirleri kendi ayakları üzerinde durabilecek hâle getirmek için sistemli bir şekilde organize edilirdi. Ancak günümüzde bu sistem birçok yerde kaybolmuş durumda ve zekât çoğu zaman gerçek amacına ulaşamamaktadır.
Zekât Sistemi Olmadan Amaca Ulaşılamaz
Karanfil, Osmanlı’da zekâtın nasıl işlediğini anlatarak şöyle dedi:
“Osmanlı zamanında zekât verilen fakirler, ertesi yıl zekât verebilecek duruma gelebiliyordu. Zekâtın asıl gerçek manası budur. Fakiri bir iş sahibi yapacak derecede zekât verilmelidir. 500 lira ya da bin lira zekât vermek çoğu zaman bu amaca hizmet etmez.”
Zekâtın bireysel yardımdan öte bir sistem olması gerektiğini vurgulayan Karanfil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zekât bir sistem olmalıdır ve bu sistemi İslam hukukunda devlet organize eder. Devlet, vergide olduğu gibi zenginlerin listesini çıkarır, fakirlerin de listesini belirler. Zenginlerden alınan zekât fakirlere verilirse, kişi kendini geçindirebilecek seviyede fayda elde eder. Bugün verilen zekât ise çoğu zaman insanı yalnızca açlıktan kurtarmaktadır.”
Zekâtın 8 Sınıfı: Günümüzde Unutulan Haklar
Karanfil, Allah’ın zekâtın verileceği 8 sınıfı bildirdiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu sınıflar; fakirler, miskinler, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, borçlular, yolda kalmışlar, Allah yolunda olanlar ve zekât memurlarıdır.”
Eskiden zekât memurlarının devlet tarafından görevlendirildiğini ve maaşlarının zekâttan karşılandığını belirten Karanfil, günümüzde bu sistemin büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade etti:
“Bazı kişiler bir kuruluş adına zekât topladıklarını söyleyerek kendilerine pay ayırmaya çalışıyor. Oysa böyle bir şey yoktur. Zekât memuru ancak devletin ataması ile olur; kişinin kendi kendini böyle bir vazifeye ataması mümkün değildir.”
Kalbi İslam’a Isındırılacak Olanlar Unutulmamalı
Fakirlere ayrı bir pay verilmesi gerektiğini vurgulayan Karanfil şöyle dedi:
“İslam’a yeni girmiş kişilerin kalplerini İslam’a kazandırmak amacıyla onlara da zekât payı ayrılmalıdır. Bir memlekette zekât verilirken böyle kimseler varsa, onlara da pay verilmelidir.”
Cihatta Olanlar ve Gazze’ye Öncelik
Karanfil, Allah yolunda cihad edenlerin de zekât hakkına sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Bugün Hanefi mezhebini taklit ederek tüm Müslümanların özellikle Gazze’ye zekât göndermesi gerekir. Şafi mezhebinde öncelik kişinin kendi memleketindeki fakirlere verilir. Ancak Hanefi mezhebinde başka yerlere de zekât gönderilebilir. Gazze’deki Müslüman kardeşlerimiz bütün Müslümanlar adına cihad etmiş ve hâlâ etmektedir. Bu nedenle zekât konusunda onları unutmamalıyız. Zekâtın önemli hak sahiplerinden biri de onlardır.”
Zekâtın Amacı: Açlıktan Kurtarmaktan İş Sahibi Yapmaya
Osmanlı’da zekât, fakiri kendi ayakları üzerinde durabilecek hâle getirmek amacıyla sistemli bir şekilde verilirdi. Günümüzde ise pek çok uygulama bu amacı yeterince karşılamamaktadır.

