
Hepimizin bildiği ve kabul ettiği üzere ülkemiz ekonomik açıdan çok zor günler yaşıyor. Geçen yıla oranla hız kaybetmiş olmasına rağmen enflasyon, başta emekliler ve işsizler olmak üzere toplumun önemli bir kesiminin belini bükmeye devam ediyor. Doğal olarak ekonomi otobüsünün son sıralarında yer alan Siirt de bundan etkileniyor. Gerçekten çok sayıda vatandaşımız geçim sıkıntısı yaşıyor. İşte böyle günlerde yardımlaşma ve dayanışmanın önemi çok daha bariz bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bugünlerde yarısını idrak ettiğimiz 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayı tam da bize bir fırsat sunuyor. Gerçekten iyiliklerin Allah’ın indinde çok daha fazla sevap kazandırdığı bugünleri birer fırsat günü olarak kabul etmeli ve değerlendirmeliyiz. Bizler mükellef sofralarda, kaloriferli konutlarda yaşarken; yeteri kadar odun ve kömür bulamayan, doğru dürüst yemek bulmakta zorlanan insanları düşünmeliyiz.
Bu ayda daha fazla sadaka vermeye özen göstermeliyiz. Varlıklı olan insanlar için bir borç ve zorunluluk olan zekâtlarımızı da vermeye gayret etmeliyiz. Dört hak mezhepten biri olan ve Siirt’te yaşamlarını sürdüren vatandaşların çok önemli bir bölümünün tabi olduğu Şafii mezhebinin kurucusu İmam Şafii Hazretleri’nin şu sözünü unutmayalım:
“Bir beldede herkes zekâtını doğru verirse o beldede fakir insan kalmaz.”
O hâlde bir kez daha hatırlatalım; bu ayda yardımlaşma ve dayanışmaya daha çok özen gösterelim. Bilelim ki bizler zekâtlarımızı doğru bir şekilde verir ve gönlümüzün elverdiği ölçüde sadaka verirsek zor durumda olan insanlarımız rahata kavuşacaktır.

