
Bazı zamanlar vardır şehirler konuşmaz, yapılan işlerle kendini anlatır. Kriz anlarında söylenen sözlerden çok, kriz yaşanmadan önce atılan adımlar konuşur. Sel geldiğinde herkes bir şey söyler ama asıl mesele, sel gelmeden önce ne yapıldığıdır.
Herkes bilir ki sel suyuna olta atılmaz. Çünkü o suda bereket değil, karmaşa vardır. Balık değil, enkaz sürüklenir. Ama kalıcı setler inşa edilmişse, su da yönünü bulur, şehir de nefes alır.
Siirt’te son dönemde tam da bu farkı gösteren örnekler var.
İl Özel İdaresi bünyesinde kurulan asfalt plenti, bu şehrin kırsal tarihinde bir ilk oldu. 121 kilometre BSK asfalt yol yapıldı. Bu, Siirt’te yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen bir adımdı. Üstelik bu tesis sadece yol üretmedi; kendi maliyetini de amorti ederek kamu kaynaklarının doğru kullanıldığını gösterdi. Bugünü kurtaran değil, yarını planlayan bir anlayışın ürünüydü.
Bu tür işler kriz anlarında yapılan geçici müdahaleler değildir. Bunlar, yağmur yağmadan önce kazılan kanallardır.
Yine aynı anlayışla, kilitli parke taşı tesisi kurulması için kolların sıvandığı biliniyor. Bu da gösteriyor ki mesele sadece bugünkü sorunları yamamak değil; Siirt’in birçok noktasında kalıcı çözümler üretmek. Bir yere her yıl yeniden müdahale etmek yerine, sorunu kökten çözme iradesi.
Bununla da sınırlı değil. Personelin sorunlarına çözüm üretme noktasında, işçi dostu bir anlayışla hareket edildiği de görülüyor. Masada kalan değil, muhatabını dinleyen, personeli sadece görev yapan bir unsur değil, işin paydaşı olarak gören bir yönetim tarzı. Kurumların verimliliği de tam olarak burada başlar. Çünkü mutlu ve güvende hisseden personel, hizmetin kalitesini doğrudan artırır.
Bu yaklaşımın özellikle altını çizmek gerekir. Çünkü şehirler, açıklamalarla değil tesislerle, üretimle, planlamayla güçlenir. Bir sorunu her yağmurda yeniden konuşuyorsak orada yönetim değil, alışkanlık vardır. Ama sorunu tekrar etmeyecek şekilde çözenler, sel suyuna olta atanlar değil, set yapanlardır.
Elbette herkesin sorumluluğu vardır. Kurumlar, yerel yönetimler, ilgili birimler… Ancak bugün Siirt’te bazı adımların, bazı bakış açılarıyla net biçimde ayrıştığını da görmek gerekir. Kalıcı çözümler arayanlarla, krizin fotoğrafını verenler aynı yerde durmaz.
Bu noktada Vali Dr. Kemal Kızılkaya’nın yaklaşımını özellikle takdir etmek gerekir. Günü kurtarmaya değil, sistemi kurmaya odaklanan geçici değil, sürdürülebilir çözümler üreten bir çizgi. Şehirler tam da böyle ayağa kalkar.
Sel geçer, su çekilir. O gün kim gerçekten çözüm üretti, kim sadece konuştu; geriye bakıldığında net biçimde görülür.
Ve şehir hafızası şunu yazar, sel suyuna olta atanlar unutulur, set yapanlar kalır.


