
Daha önceki yazılarımda kent olarak yaptığımız bir hataya sürekli vurgu yapıyorum. Hemen her alanda en büyük soruna takılıyoruz. O sorunu çözemeyince de o alanda ki daha küçük sorunları görmezden geliyoruz.
İnsanları evlerinden ve hatta canlarından eden işsizlik, artık geçit vermeyen trafik, deprem bölgesinde olmamıza rağmen konut arsaları üretilmediği için çok katlı konutların fahiş fiyatlarla satılmasına neden olan imar ve yazın kavurucu sıcaklığında çekilemez bir sorun olan su sorunu… Bu liste daha da uzatılabilir.
Bu sorunlara takılıp kalıyoruz. Çözemeyince de öğretilmiş çaresizlik içerisinde sürekli konuşmayı ve çaresizliğimiz anlatmayı tercih ediyoruz. Oysa bu sorunları çözmeye katkı yapacak ve gerçekleştirilmesi de çok basit bazı önlemler var. Örneğin ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlı olan Siirtin bu alanda hak ettiği payı alabilmesi için tarım organize sanayi sitesi ile bir borsanın kurulması gerekiyor.
Bunları yapmak çok zor değil. Yeter ki istek ve gayret olsun. Ama bu alanda yapımı çok daha kolay ve çok daha zorunlu olan bir konu var. Lisanslı depo. Bugün fıstık üretiminde Şanlıurfa ve Gaziantep’ten sonra üçüncü sıradayız.
Birkaç yıla kadar fıstık rekoltemiz için 50 bin tonları telaffuz edecek konuma geleceğiz. Bu rakamla da Gaziantep’in önüne geçeceğiz. Ancak fıstığı ekonomik olarak yeteri kadar değerlendirebiliyor ve ihraç edebiliyor muyuz?
Sanırım buna evet cevabı verecek kimse çıkmaz. Bunun temel nedeni saklanma koşullarından kaynaklanıyor. Uygun olmayan ve çoğu bodrum olan depolarda saklanan cevizler zaman içerisinde aflotoksin yükselmesine maruz kalıyor ve bu nedenle kesinlikle ihraç edilemiyor.
İhraç edilemeyen, bu fıstıklar daha bir çok üründe olduğu gibi yerli piyasaya sunuluyor. Oysa devletinde bu alanda verdiği teşviklerden yararlanılarak yapılacak olan fıstıkçılar sitesi ve bir kaç lisanslı depo ile bu sorun çözülebilir.
Lisanslı depo yapacak yiğit bir girişimci çıkmayacak mı? Bakalım ne zaman çıkacak? Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman da borsa da arkadan gelir.


